Türkiye’de İklim Değişikliği: Akdeniz İklimi Genişliyor

Boğaziçi Üniversitesi araştırması, Türkiye’de Akdeniz ikliminin genişlediğini ve soğuk iklimlerin daraldığını ortaya koydu.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye’nin iklim haritasında önemli değişiklikler yaşandığını duyurdu. Yapılan araştırmaya göre, ülkemizde Akdeniz ve yarı kurak iklimlerin alanı hızla genişlerken, soğuk ve nemli iklim kuşakları daralıyor ve daha yüksek rakımlara çekiliyor.

Türkeş ve İzmir Bakırçay Üniversitesi’nden Nami Yurtseven, Türkiye’deki iklim değişikliklerini inceleyerek geleceğe yönelik projeksiyonlar geliştirdi. Araştırma, 1961-1990 ve 1991-2020 dönemlerini karşılaştırarak, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) belirlediği düşük, orta ve yüksek emisyon senaryolarını dikkate alarak 2041-2070 ve 2071-2099 dönemlerine yönelik projeksiyonlar sundu.

Son 60 yıl içinde Türkiye’de yarı kurak bozkır ve Akdeniz ikliminin kapladığı alanlarda belirgin bir artış gözlemlendi. 1961-1990 döneminde ülke topraklarının %28,9’unu kaplayan Akdeniz iklimi, 1991-2020 döneminde %31,8’e, yarı kurak bozkır iklimi ise %21,9’dan %24,2’ye yükseldi. Buna karşılık, soğuk iklim tipinin kapladığı alan %24’ten %19,3’e geriledi.

Çöl İkliminin Yayılması Bekleniyor

Prof. Dr. Türkeş, iklim değişikliğinin etkileriyle Türkiye’de ilkbaharın daha erken başlayabileceğini ve yaz mevsiminin uzayabileceğini belirtti. Yüksek emisyon senaryolarında bu eğilimin daha da belirginleşeceği öngörülüyor. Araştırmaya göre, 2041-2070 ve 2071-2099 dönemlerinde Türkiye’deki iklim tiplerinin coğrafi alanlarının genişlemesi bekleniyor.

Türkeş, inceledikleri senaryolar doğrultusunda Türkiye’nin en geniş alanının, yazları kurak ve sıcak subtropikal Akdeniz iklimleri tarafından kaplanacağını, bu oranın %40-45 civarında olacağını ifade etti. İkinci en geniş alanın ise %30-35 oranında yarı kurak step iklimleri tarafından işgal edileceği öngörülüyor. Ayrıca, Türkiye topraklarının %10’unu oluşturan bir alanın yazları kurak ve sıcak geçen soğuk iklimlerin etkisi altında kalacağı belirtildi. Çöl ikliminin genişlemesi, özellikle orta ve yüksek emisyon senaryoları altında gelecekte daha belirgin hale gelecek.

Yangın Riski Artacak

İklim tiplerinin yalnızca kapladıkları alanların değil, aynı zamanda görüldükleri yüksekliklerin de değişeceğini vurgulayan Türkeş, yüksek emisyon senaryolarına göre 2041-2070 döneminde Akdeniz ikliminin ortalama 120 metre, nemli ılıman iklimin 220 metre, soğuk iklimlerin ise yaklaşık 290 metre yükseğe taşınmasının beklendiğini söyledi. Bu durum, dağ ekosistemleri ve orman kuşaklarında önemli değişikliklere yol açabilir. Örneğin, Karadeniz bölgesindeki orman üst sınırının gelecekte 120 ila 220 metre daha yükseğe çıkabileceği tahmin ediliyor.

Yarı kurak bozkır ve Akdeniz iklimlerinin yaygınlaşması, iklim sınıflandırmasında bir değişiklik olmanın ötesinde, doğal sistemlerden ekonomiye kadar uzanan yapısal bir dönüşümü işaret ediyor. Akdeniz ikliminin kuzeye ve daha yüksek rakımlara yayılması, orman yangınları riskini artırıyor. Uzun ve sıcak yazlar ile düşük nem koşullarının yangın sezonunu uzatabileceği belirtiliyor. Ege ve Akdeniz bölgelerinde yüksek yangın riski bulunurken, bu durumun gelecekte Marmara, Batı Karadeniz ve İç Batı Anadolu’da da belirgin hale gelebileceği uyarısında bulunuldu.

Türkeş, Akdeniz ikliminin Türkiye’de yaygınlaşmasının yaz kuraklığını uzatıp şiddetlendireceğini, kar yağışlarındaki azalmanın yeraltı suyu beslenmesi ve barajlara gelen su miktarını düşüreceğini ifade etti. Bu durum, insan baskısının etkisiyle çölleşme riskini artırıyor. İç Anadolu’nun güneyi ve İç Batı Anadolu’da tarımsal üretim açısından önemli sorunlara yol açabileceği vurgulandı. Bu nedenle iklim değişikliğine uyum çalışmalarının önemi bir kez daha vurgulandı.

Tarım ve Su Kaynakları Üzerindeki Etkiler

Türkeş, Akdeniz ikliminin kuzeye doğru genişlemesiyle zeytin, badem, incir, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerin yetişme alanlarının genişleyebileceğini, ancak sulama ihtiyacının artması nedeniyle buğday, arpa, şeker pancarı ve mısır gibi ürünlerde verim kayıpları yaşanabileceğini belirtti. Ayrıca, 2071-2099 döneminde Türkiye’deki yüksek dağlık alanlarda, Doğu Karadeniz ve Büyük Ağrı’nın en yüksek kesimleri dışında neredeyse hiç buzul kalmayacağı ifade edildi.

Yarı kurak bozkır ve Akdeniz ikliminin yaygınlaşması, kişi başına düşen su miktarının azalmasına, sulama talebinin artmasına ve hidroelektrik üretiminin etkilenmesine neden olabileceği gibi, kentlerde su ve yağmur suyu yönetimine yönelik uyum çalışmalarının daha da önemli hale geleceği öngörülüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu