Çin Bilimde ABD’yi Geride Bıraktı: 80 Yıllık Üstünlük Sorgulanıyor
Çin, bilim ve teknoloji alanında ABD’yi geride bırakarak kritik bir eşik aştı. Ar-Ge harcamaları ve bilimsel yayınlarda liderliği ele geçirdi.
Çin ve ABD’nin yıllık araştırma-geliştirme (Ar-Ge) harcamaları 1 trilyon doları aşarken, Çin bilimsel yayın ve patent sayısında liderliği ele geçirdi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan Mart 2026 tarihli rapora göre, Çin, bilim ve teknoloji alanında önemli bir eşik aştı. Çin’deki Ar-Ge harcamaları, ABD ile eşit seviyeye ulaşırken, satın alma gücü paritesine göre ABD’yi geride bıraktı. Her iki ülke de yıllık 1 trilyon doların üzerinde Ar-Ge yatırımı yapmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bilim ve teknolojideki liderliği elinde bulunduran ABD, internet, mRNA aşıları, yarı iletkenler ve GPS gibi birçok önemli buluşa ev sahipliği yaptı. Ohio Eyalet Üniversitesi Kamu İşleri Profesörü Caroline Wagner, The Conversation’da kaleme aldığı yazıda, bu liderliğin kamu yatırımlarıyla desteklenen üniversiteler ve federal araştırma laboratuvarları sayesinde inşa edildiğini belirtiyor. Wagner, bilimsel üretimin ABD ekonomisinin büyümesine önemli katkılarda bulunduğunu vurguluyor.
Çin’in Ar-Ge harcamaları, 1980’lerde dünyanın en düşük seviyelerinden birini gördükten sonra, son yıllarda uyguladığı stratejik politikalarla hızlı bir yükseliş kaydetti. 2019 yılında en çok atıf alan bilimsel makalelerde ABD’yi geçmeyi başaran Çin, 2022’de toplam atıf sayısında da lider konuma yükseldi. 2024 yılında ise toplam bilimsel yayın sayısında ABD’yi geride bırakarak tarihi bir başarıya imza attı. Bu yıl, prestijli dergileri izleyen Nature Index’te de yüzde 17’lik bir üstünlük sağladı.
Wagner, patent başvurularında da önemli bir fark olduğunu ifade ediyor. 2024 yılında Çinli kurumlar yaklaşık 1,8 milyon patent başvurusu yaparken, ABD’de bu sayı 600 bin civarında kaldı. Wagner, Çin’in yükselişinin bir sorun teşkil etmediğini, asıl riskin ABD’nin bilimsel yatırımlardan geri çekilmesi olduğunu savunuyor. ABD’de federal Ar-Ge harcamaları, 2010’da zirve yaptıktan sonra düşüşe geçti ve GSYH içindeki payı 1960’lardaki seviyelerin oldukça altına indi.
Günümüzde ABD’de araştırma finansmanının büyük bir kısmı özel sektör tarafından karşılanıyor. Ancak şirketler, son yıllarda daha çok ürün geliştirmeye odaklanırken, temel bilim alanında daha az katkı sağlıyorlar. Ayrıca, ABD’de uluslararası bilimsel iş birliklerine yönelik kısıtlamaların artması da dikkat çekiyor. Wagner, yabancı araştırmacılara yönelik denetimlerin ve vize süreçlerindeki zorlukların, ABD’nin uzun yıllar boyunca sahip olduğu “küresel yetenek çekim merkezi” olma özelliğini zayıflattığını belirtiyor. 2000 yılından bu yana ABD adına kazanılan Nobel ödüllerinin yaklaşık yüzde 40’ının göçmen bilim insanlarına ait olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, Ar-Ge yatırımlarındaki düşüşün yalnızca bilimsel liderliği değil, aynı zamanda ekonomik büyümeyi de tehdit ettiğini belirtiyor. Bazı tahminlere göre, ABD’de araştırma bütçesinde yapılacak yüzde 20’lik bir kesinti, önümüzdeki 10 yıl içinde ekonomiyi yaklaşık 1 trilyon dolar küçültebilir.




