Yapay Zeka Yatırımları Tahvil Piyasasını Dönüştürüyor

Yapay zeka yatırımları, ABD tahvil piyasasını etkileyerek büyük değişimlere yol açıyor. Teknoloji devleri borçlanma atağına geçiyor.

Yapay zeka (AI) alanındaki gelişmeler, yalnızca hisse senedi piyasalarını değil, aynı zamanda dünyanın en güvenli yatırım araçları arasında yer alan ABD kurumsal tahvil piyasasını da derinden etkiliyor. Apollo Global Management ve Morgan Stanley’nin son raporları, teknoloji devlerinin büyük veri merkezi yatırımları için gerçekleştirdiği borçlanma faaliyetlerinin, tahvil piyasasını tek bir makro bahse bağımlı hale getirme riski taşıdığını ortaya koyuyor.

Finans tarihindeki en büyük yatırım hareketlerinden biri olan yapay zeka yarışı, ABD tahvil piyasasında köklü değişiklikler yaratıyor. Uzun yıllar boyunca büyük bankalar ve telekomünikasyon şirketleri tarafından yönetilen yatırım yapılabilir tahvil piyasası, 2026 yılı itibarıyla Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft ve Oracle gibi dev veri merkezi kuran teknoloji firmalarının hakimiyetine girecek.

Apollo Global Management’ın 2026 Kredi Görünümü raporuna göre, 2030 yılına gelindiğinde ABD yatırım sınıfı kurumsal tahvil piyasasındaki en büyük on borçlu şirketin yarısı teknoloji sektöründen oluşacak. Bu durum, geçmişte hisse senedi piyasasındaki dalgalanmalardan izole olan kredi yatırımcılarını, artık teknoloji sektöründeki dalgalanmalara maruz bırakıyor.

Morgan Stanley’nin verileri, bu dönüşümün hızını gözler önüne seriyor. Teknoloji devleri ve onlarla bağlantılı sanayi ve enerji sektörlerinin 2024 yılında yalnızca 44 milyar dolar olan borçlanma hacminin, 2026 yılına gelindiğinde 400 milyar dolara çıkması bekleniyor. JPMorgan ise, kendi “Likit Endeksi” içinde yapay zeka ve veri merkezi bağlantılı sektör payının %14,5’e ulaştığını ve bu oranın bankaların payını geride bıraktığını belirtiyor. 2030 projeksiyonlarında bu payın %20’yi aşması öngörülüyor.

Piyasa uzmanları, görünürdeki risklerin daha büyük olduğunu vurguluyor. Apollo analistleri, farklı sektörlerdeki yatırımların aslında giderek artan bir oranda tek bir makro yapay zeka bahsini temsil ettiğini ifade ediyor. T. Rowe Price portföy yöneticisi Lauren Wagandt, teknoloji devlerinin bu agresif genişlemesinin, geçmişte “sakin bir liman” olarak görülen yüksek nitelikli tahvil piyasasında dalgalanmalara yol açacağını savunuyor. Wagandt, tahvil piyasasının hisse senedi piyasasıyla olan korelasyonunun artmasının, portföy çeşitlendirmesi yapmak isteyen yatırımcılar için olumsuz bir durum olduğunu belirtiyor.

Bu borçlanma çılgınlığı, köklü şirketlerin bile maliyetlerini artırmaya başladı. S&P Global verilerine göre Oracle, Eylül ayında 18 milyar dolar borçlandığında, yatırımcıların talep ettiği risk priminin 0,75 puan birden yükseldiği gözlemlendi. Barclays, ABD teknoloji sektörüne yönelik “zayıf ağırlık” tavsiyesini sürdürürken, piyasanın her çeyrekte gelecek 10 milyar dolarlık yeni tahvil ihraçlarını nasıl karşılayacağı büyük bir soru işareti olarak kalıyor.

Ancak bazı stratejistler, teknoloji devlerinin büyük nakit rezervlerine güveniyor. Janus Henderson Investors yetkilileri, “Yapay zeka balonu patlasa bile, bu şirketlerin özsermayesi zarar görebilir ancak kredi notları ve ödeme kapasiteleri muhtemelen sağlam kalmaya devam edecektir,” görüşünü paylaşıyor. Alphabet ve Meta gibi nakit zengini firmaların, kredi notlarını bozmadan borçlanma kapasitelerinin hala yüksek olduğu vurgulanıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu