Piyasalarda Rahatlama Rallisi: Türkiye’nin Rezervleri Artıyor
Küresel piyasalarda iyimserlik artarken, Türkiye’nin rezervleri hızla yükseliyor. Enerji fiyatları ve enflasyon riskleri ise dikkat çekiyor.
ABD ve İran arasındaki müzakerelerin sonuçsuz kalmasına rağmen, diyalog kanallarının açık kalması küresel piyasalarda olumlu bir hava yarattı. Petrol ve dolar değer kaybederken, borsa endekslerinde yükseliş gözlemleniyor. Ancak, enerji fiyatları ve enflasyon riskleri nedeniyle orta vadede temkinli bir yaklaşım sürüyor.
İki ülke arasında 11 yıl aradan sonra gerçekleştirilen üst düzey görüşmeler somut bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Ancak tarafların masadan kalkmamaları, ateşkes ortamının korunması ve diyalog kanallarının açık tutulması piyasalarda olumlu bir algı yaratmış durumda. Pakistan’ın arabuluculuğunda yapılan yaklaşık 20 saatlik görüşmelerde, ABD İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlamasını ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasını talep ederken, İran ise yaptırımların kaldırılmasını ve güvenlik garantileri istedi. Temel görüş ayrılıkları devam etse de, ekonomik baskılar müzakerelerin tamamen kopmasını zorlaştırıyor.
ABD ekonomisinde savaşın etkileri giderek daha belirgin hale geliyor. Dizel fiyatlarının 6 dolar/galon seviyesine ulaşması, tüketici güveninin tarihsel dip seviyelere gerilemesi ve enflasyonun yalnızca bir ayda yaklaşık 1 puan artması, ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomik hedefleriyle çelişen bir tablo oluşturuyor. Bu durum, siyasi riskleri de artırıyor.
Diyalog sürecinin devam etmesi piyasalarda güçlü bir toparlanmaya yol açtı. ABD borsaları %1’in üzerinde, MSCI Asya-Pasifik endeksi %1, Japonya borsası %2,5, Güney Kore borsası ise %3,5 oranında yükseldi. Avrupa ve ABD vadeli işlemlerinde de iyimserlik hakim.
Jeopolitik tansiyonun sınırlı kalacağı beklentisiyle petrol fiyatları 104 dolardan 97 dolara gerilerken, dolar endeksi de değer kaybetti. EUR/USD paritesi ise 1,1770 ile son altı haftanın zirvesine çıktı. Bu gelişmeler, risk iştahının kısa vadede toparlandığını gösteriyor.
Güvenli liman olarak görülen altın ve Bitcoin’de ise daha temkinli bir hareket gözlemleniyor. Altın fiyatları 4.640 dolardan 4.775 dolara yükselirken, Bitcoin 75.000 dolar seviyesini yeniden test etti. Gümüş ise daha güçlü bir performans sergiliyor. Teknik olarak, Bitcoin’de 75.750 üzeri kapanış yükselişi hızlandırabilirken, gümüşte 77 dolar üzeri 81 dolar hedefini gündeme getirebilir.
Kısa vadeli iyimserliğe rağmen, temel riskler hala mevcut. Yüksek enerji fiyatları, artan enflasyon beklentileri, faiz indirimlerinin ertelenmesi ve merkez bankalarının yeniden sıkılaşma ihtimali piyasada “iyimserlik + kırılganlık” ikiliğini öne çıkarıyor.
Son dönemde emtia piyasalarında dikkat çeken gelişmeler arasında petrol fiyatlarının savaşla birlikte %63 artması ve altının %12 düşerek 2008’den bu yana en kötü performansı göstermesi yer alıyor. Bu durum, margin call etkisi, tedarik zinciri sorunları ve artan stoklama eğilimi ile açıklanıyor.
Türkiye cephesinde ise TCMB rezervleri son iki günde yaklaşık 11 milyar dolar artarak net rezerv pozisyonunu 8,2 milyar dolardan 24,2 milyar dolara yükseltti. CDS primi 242 baz puan seviyesinde. Bu gelişmeler, kur üzerindeki baskının sınırlı kaldığını, yabancı girişlerinin yeniden başladığını ve iç talepte dövize yönelimin zayıf olduğunu gösteriyor.
Ancak, Şubat ayı verileri cari açıkta bozulma sinyalleri veriyor. Cari açık 7,5 milyar dolar, Ocak-Şubat toplam açık ise 14,5 milyar dolar olarak kaydedildi. Yıllık artış %58 olarak belirlendi. Bu veriler, savaş öncesine ait olsa da, önümüzdeki dönemde daha belirgin bir bozulma bekleniyor.
Piyasalar şu an gerilimin tırmanmayacağı beklentisini fiyatlıyor ve kısa vadeli bir “nefes alma” süreci yaşıyor. Ancak orta vadede enerji fiyatları, enflasyon ve faiz politikaları belirleyici olmaya devam edecek.




