Lojistik, Rekabet Politikasının Temel Aracı Olmalı

UND Başkanı Şerafettin Aras, lojistiğin rekabet politikası aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Şerafettin Aras, Türkiye’nin rekabet gücünün yalnızca üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda lojistik hız ve güven ile de belirlendiğini ifade etti. Aras, ‘Eğer karar verici ben olsaydım, lojistiği sadece ulaştırma olarak değil, doğrudan bir rekabet politikası aracı olarak ele alırdım!’ dedi.

Aras, uluslararası karayolu taşımacılığının küresel ticaretin en önemli unsurlarından biri olduğunu belirtti. Pandemi sonrası yaşanan tedarik zinciri kırılmaları, Rusya-Ukrayna Savaşı ve çeşitli krizlerin, lojistiği yalnızca bir operasyon alanı olmaktan çıkarıp, ülkelerin stratejik bekası ve rekabet gücünü belirleyen bir unsur haline getirdiğini vurguladı. Türkiye’nin coğrafi avantajlarının yanı sıra, genç ve dinamik bir filo yapısına sahip olduğunu da belirten Aras, ‘Firmalarımız küresel tecrübeye sahip. Ancak mevcut durumu yalnızca potansiyel üzerinden değerlendirmek, günümüz koşullarında yeterli değil’ dedi.

Aras, sektörün karşılaştığı riskler ve fırsatlar hakkında çözüm önerilerini dile getirirken, ‘Sahayı doğru okumak çok önemli’ ifadesini kullandı. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında doğal bir lojistik köprü olduğunu belirten Aras, 2025 yılının sektörde bir toparlanma yılı olmaktan çok, mevcut kapasitenin korunmaya çalışıldığı bir dönem olduğunu ifade etti. 2026 yılına girerken sektörün yapısal sorunlarıyla yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.

Karayolu taşımacılığı Türkiye’nin dış ticaretinde temel taşıma modu olmaya devam ederken, bazı Avrupa ülkelerinin kısıtlayıcı transit geçiş kotaları ve vize uygulamaları, sektörün zorluklarını artırıyor. Bu durum, sadece taşımacıları değil, aynı zamanda ihracatçıları ve ülke ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Aras, sektörün karşılaştığı sorunların hem uluslararası hem de iç mevzuat kaynaklı çok boyutlu bir yapıda olduğunu belirtti.

Çözüm Önerileri

Aras, sektörün karşılaştığı sorunları şu başlıklar altında topladı: Vize ve geçiş kotaları, sınır geçişleri ve bürokratik uygulamalar, sürücü açığı. Schengen vizesinin lojistiği yavaşlatan bir sorun haline geldiğini belirten Aras, randevu bulamamanın ve başvuru süreçlerinin öngörülemezliğinin taşımacıların planlama yapmasını zorlaştırdığını ifade etti. Ayrıca, sınır kapılarında yaşanan uzun beklemelerin ve mükerrer kontrollerin de zaman ve maliyet kaybına yol açtığını vurguladı. Sürücü açığının sadece sayısal bir eksiklik değil, aynı zamanda mesleğin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir sorun olduğunu belirtti.

Aras, gümrük ve ticaret mevzuatındaki düzenlemelerin artık ertelenemez hale geldiğini, özellikle Gümrük Kanunu’nun 235. Maddesi’nin CMR ve Türk Ticaret Kanunu ile uyumlaştırılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, transit taşımacılıkta risk esaslı kontrol sistemine geçilmesi ve işlem süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Sınır kapılarında operasyonel kapasitenin artırılması ve fazla mesai uygulamalarının kaldırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Türkiye’nin coğrafi avantajının ekonomik değere dönüşebilmesi için gümrük süreçlerinin hızlandırılması, vize ve kota sorunlarının çözülmesi ve ulaştırma koridorlarına yatırım yapılması gerektiğini vurgulayan Aras, Orta Koridor’un Türkiye açısından vazgeçilmez bir stratejik bileşen olduğunu ifade etti. Süveyş krizi ve Kızıldeniz’deki saldırıların, denizyolunun her zaman güvenli ve öngörülebilir olmadığını gösterdiğini belirtti.

Karar Verici Olsaydım

Aras, eğer karar verici olsaydı, lojistiği bir ulaştırma konusu değil, doğrudan bir rekabet politikası aracı olarak ele alacağını belirtti. Sınır ve gümrük süreçlerinde ‘tek durak–tek kontrol’ modelini yaygınlaştıracak, dijitalleşmeyi hızlandıracak ve iç gümrüklere uğrama zorunluluğunu kaldıracaktı. Ayrıca, gümrük kapılarındaki maliyetlerin rekabet gücüne olumsuz etkilerini kaldıracak ve transit taşımacılıkta risk esaslı denetim sistemine geçecekti.

Aras, dijitalleşme ve yeşil lojistik konularını da stratejik öncelikler arasında gördüğünü belirtti. Türkiye’nin lojistik ve taşımacılık sektöründeki sorunların çözümü için kamu-özel sektör koordinasyonunun önemine dikkat çekti. Lojistikte risk yönetiminin sadece kriz anlarında değil, sürekli olarak yapılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin coğrafi avantajını kalıcı rekabet üstünlüğüne dönüştürmek için yapısal sorunların çözülmesi gerektiğini ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu