Küresel Piyasalarda Düzeltme Tehlikesi: Riskler Birikiyor
Küresel hisse senedi piyasalarında düzeltme riski artıyor. Uzmanlar, biriken risklere dikkat çekiyor.
Küresel hisse senedi piyasaları, 2025 yılında kaydedilen güçlü bir ralli sonrasında 2026 yılına sakin bir başlangıç yaptı. Ancak piyasa uzmanları, artan risklerin göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Uzun bir süre boyunca önemli bir düzeltme yaşanmaması, değerlemelerin aşırı şişmesi, jeopolitik belirsizlikler ve politik risklerin birleşmesi, ani bir yön değişiminin kapıda olabileceğini gösteriyor.
2026 yılına istikrarlı bir başlangıç yapan küresel hisse senedi piyasaları, MSCI All Country World Endeksi’nin yılın ilk haftalarında yüzde 2’nin üzerinde bir artış göstermesiyle dikkat çekti. Endeks, 2025 yılında yüzde 20,6’lık bir artışla yeni rekor seviyelere ulaşmıştı. Ancak bazı yatırımcılar, son dokuz ayda neredeyse hiç geri çekilme yaşanmamış olmasının piyasaları kırılgan hale getirdiğini düşünüyor.
Goldman Sachs Asya-Pasifik Hisse Senedi Baş Stratejisti Timothy Moe, özellikle Asya piyasalarındaki güçlü performansa dikkat çekerek düzeltme riskinin arttığını belirtiyor. Moe, küresel piyasalarda her 8-9 ayda bir yüzde 10 ve üzeri düzeltme yaşandığını hatırlatarak, son dokuz aydır böyle bir geri çekilmenin olmamasının tarihsel olarak ‘gecikmiş’ bir düzeltme sürecine işaret ettiğini ifade ediyor. Jeopolitik bir tetikleyicinin ani bir satış dalgasını başlatabileceği konusunda uyarıyor.
Son dönemde yatırımcılar, jeopolitik gerilimleri genellikle “gürültü” olarak değerlendirdi. Grönland üzerindeki diplomatik gerginlikler veya ABD Başkanı Donald Trump’ın sert ticaret söylemleri, piyasalarda kalıcı bir satış baskısı yaratmadı. Aksine, Trump’ın gümrük tarifeleri konusunda geri adım atması, piyasalarda bir rahatlama dalgası yarattı. Bu durum, yatırımcılar arasında “TACO trade” olarak adlandırılan bir yaklaşımın yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Bu terim, Trump’ın sert söylemlerinin sonunda uzlaşmayla sonuçlanacağı varsayımına dayanıyor.
Moe, mevcut yatırımcı psikolojisini bir kimya deneyine benzetiyor. “Damla damla bir şey ekliyorsunuz, hiçbir şey olmuyor. Sonra bir damla daha geliyor ve bir anda renk değişiyor. Piyasalar da jeopolitik riskleri, gerçekten etkili olana kadar görmezden gelme eğiliminde.” diyor. Goldman Sachs stratejisti, genel olarak piyasalara karşı iyimserliğini koruduğunu, özellikle Asya hisselerinde potansiyel gördüğünü belirtirken, risk yönetiminin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguluyor.
Schwab Center for Financial Research’ten Kevin Gordon, düzeltme riskinin artmasına rağmen bunun yalnızca uzun süredir geri çekilme yaşanmamış olmasından kaynaklanmadığını ifade ediyor. Gordon’a göre asıl sorun, şişmiş değerlemeler ve aşırı iyimser yatırımcı duyarlılığı. “Bu koşullarda yaşanacak geri çekilmeler daha sert olabilir.” diyen Gordon, iyimserliğin tek başına piyasayı düşürmeye yetmeyeceğini, mutlaka negatif bir tetikleyiciye ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Bu tetikleyiciler arasında jeopolitik gerilimler, politika değişiklikleri, şirket kârlarında hayal kırıklıkları veya tahvil faizlerinde ani yükselişler öne çıkıyor.
BCA Research’ten Miroslav Aradski, düzeltme ölçüm yöntemlerine dikkat çekiyor. S&P 500 endeksinin 185 gündür yüzde 10’luk bir geri çekilme yaşamadığını belirten Aradski, bunun tek başına yakın bir düzeltmenin kesin işareti olmadığını ifade ediyor. Ancak uzun süren sakinliğin yatırımcıları rehavete sürükleyebileceğini ve jeopolitik risklerin öngörülemezliğinin bu rehaveti daha da tehlikeli hale getirdiğini vurguluyor.
Aradski, “TACO trade” yaklaşımının kendi içinde bir çelişki barındırdığını belirtiyor. Piyasalar disiplin göstermedikçe, Trump’ın daha istikrarsız ve agresif politikalar izlemek için daha fazla alan kazandığını savunuyor. Bu durum, bir sonraki krizin, önceki krizlerden daha büyük olma ihtimalini artırıyor.
Freedom Capital Markets Baş Stratejisti Jay Woods, piyasalarda geç döngü davranışlarının belirginleştiğini ifade ediyor. Güçlü şirket kârlarının kalıcı fiyat artışlarına dönüşmemesi ve piyasa liderliğinin birkaç büyük teknoloji hissesi etrafında yoğunlaşması buna örnek gösteriliyor. Woods, küçük ölçekli hisselere, enerji ve emtia sektörlerine doğru bir rotasyon gözlense de, büyük teknoloji hisselerinde yaşanacak olası bir tökezlemenin piyasalar üzerinde orantısız bir etki yaratabileceğini belirtiyor. Özellikle Nasdaq 100 endeksinin geçen ekim ayından bu yana yeni bir zirve yapamaması, olası bir düzeltmede öncü rol oynayabileceği yorumlarına yol açıyor.
Schwab’dan Gordon, yapay zekâ temalı yatırımları da önemli bir risk başlığı olarak görüyor. Büyük teknoloji şirketlerinin hızla artan sermaye harcamalarının her zaman aynı ölçüde kâr artışına dönüşmeyeceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Bu şüpheciliğin, yatırımcıların yavaş yavaş küçük ölçekli hisselere ve döngüsel sektörlere yönelmesinde etkili olduğu belirtiliyor.




