İran Savaşı Ekonomiyi Sarsıyor: Fiyatlar Kontrolden Çıktı
İran’daki savaşın etkileri Türkiye ekonomisinde hissediliyor. Fiyat artışları ve enflasyon alarmı veriliyor.
Orta Doğu’da devam eden çatışmaların etkileri Türkiye ekonomisinde belirgin bir şekilde hissedilmeye başlandı. Petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, maliyet artışlarını beraberinde getirirken, gıda ve akaryakıt fiyatlarında ciddi artışlar yaşandı. Ekonomistler, bu durumun enflasyon ve büyüme hedeflerinde önemli sapmalara yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
İran merkezli çatışmaların başlamasıyla birlikte, petrol fiyatlarının 120 dolara yaklaşması Türkiye’deki maliyetleri hızla artırdı. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, lojistik ve üretim maliyetlerini yükseltti ve bu durum zincirleme olarak gıda fiyatlarına yansıdı. Sonuç olarak, çarşı ve pazardaki fiyatlar kısa sürede kontrolden çıktı.
Savaşın başladığı 27 Şubat ile 20 Mart tarihleri arasında özellikle sebze fiyatlarında gözle görülür bir artış yaşandı. Örneğin, domates fiyatı 55,6 TL’den 87,95 TL’ye, patlıcan ise 76,6 TL’den 121 TL’nin üzerine çıktı. İstanbul’daki perakende piyasasında patlıcanın 220 TL/kg, sivri biberin 179,95 TL, brokolinin 139,95 TL ve salatalığın 109,95 TL olduğu bildiriliyor. Bu artışlar, mevsim ürünlerinde bile yüzde 100’ü aşan zamların yaşandığını gösteriyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki artış ise daha da çarpıcı. Son 20 günde benzin fiyatı 58,28 TL’den 62,02 TL’ye, motorin fiyatı ise 60,33 TL’den 71,10 TL’ye yükseldi. Akaryakıt istasyonlarındaki fiyat tabelalarının sadece 20 günde 14 kez değişmesi, piyasalardaki dalgalanmanın boyutunu gözler önüne seriyor.
Ekonomistler, artan maliyet baskıları nedeniyle mart ayında aylık enflasyonun %5’in üzerine çıkabileceğinden endişe ediyor. Bu durum, yıllık enflasyon beklentilerini bozabileceği gibi para politikası üzerinde de yeni baskılar yaratabilir. Ekonomist Mahfi Eğilmez, mevcut Orta Vadeli Program’ın (OVP) geçerliliğini yitirdiğini belirterek, ekonomi yönetimine kritik uyarılarda bulundu. Eğilmez, petrol fiyat varsayımlarının geçersiz hale geldiğini, risk primlerinin ve faizlerin yükseldiğini, bütçe ve cari dengenin bozulduğunu ifade etti.
OVP’de 2026 için petrol fiyatı 65 dolar olarak öngörülürken, fiyatların 110 doların üzerine çıkması büyük bir sapmaya işaret ediyor. Her 10 dolarlık artış, cari açığı 3,5-4 milyar dolar artırırken, enflasyonu da 1-1,5 puan yukarı çekiyor. Türkiye’nin dış borçlanma maliyeti %6,1’den %7’nin üzerine çıkarken, Merkez Bankası da para politikasında sıkılaşmaya gitti. Politika faizi %37 seviyesinde, gecelik borç verme faizi ise %40’a yöneldi. Bu durum, hem kamu hem de özel sektör için finansman koşullarını zorlaştırıyor.
Artan maliyetler ve küresel belirsizlikler, ekonominin genel görünümünü olumsuz etkiliyor. Beklenen sapmalar arasında enflasyonun %25 seviyesine revize edilmesi, bütçe açığının %3,5 yerine %5’in üzerine çıkması, cari açığın 22 milyar dolar hedefinin iki katına yaklaşması ve büyüme hedefinin %3,8’den aşağıya revize edilmesi yer alıyor. İran savaşıyla tetiklenen enerji şoku, Türkiye ekonomisinde zincirleme bir etki yaratarak fiyatları hızla yukarı çekti. Uzmanlar, mevcut ekonomi programının varsayımlarının geçerliliğini yitirdiğini ve daha gerçekçi bir politika setine ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Kısa vadede enflasyon baskısı, faiz artışı ve büyümede yavaşlama ekonominin ana gündem maddeleri olmaya devam edecek.




