Suudi Arabistan ile 5.000 MW Yenilenebilir Enerji Anlaşması TBMM’de

Türkiye ve Suudi Arabistan arasında imzalanan 5.000 MW’lik yenilenebilir enerji anlaşması TBMM’ye sunuldu. İlk etapta Sivas ve Karaman’da GES kurulacak.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 3 Şubat 2026’da Riyad’da imzalanan hükümetlerarası yenilenebilir enerji anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. Meclis onayı alındığında, Suudi şirketler Türkiye’de toplam 5.000 MW kapasiteli güneş ve rüzgar enerjisi santralleri inşa edecek.

Projelerin tamamı dış finansmanla gerçekleştirilecek ve bu projeler doğrudan yabancı yatırım olarak değerlendirilecek. Uluslararası finans kuruluşlarının desteği ile hayata geçirilecek bu projelerde, üretilen elektriğin alıcısı 30 yıl boyunca Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) olacak. Sözleşme süresi sona erdiğinde, santraller bedelsiz olarak EÜAŞ’a devredilecek; santral arazilerinin mülkiyeti ise EÜAŞ’ta kalmaya devam edecek.

Yasa teklifine göre, projenin ilk aşamasında Sivas ve Karaman’da 1.000’er MW kapasiteli iki büyük güneş enerjisi santrali inşa edilecek. Bu tesisler, Türkiye’nin mevcut yaklaşık 30.000 MW’lık güneş ve rüzgar kapasitesine %6,7 oranında katkı sağlayacak. Geri kalan 3.000 MW’lik kapasitenin hangi illerde kurulacağı ise henüz netlik kazanmadı.

Bu yatırımın enerji yoğun sanayi kolları açısından önemli bir yönü bulunuyor. Sivas, Türkiye’nin demir-çelik üretim hattında stratejik bir konumda yer alıyor. Bölgedeki sanayi tesisleri için enerji altyapısının genişlemesi, orta vadede elektrik fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı bir tampon işlevi görebilir.

Projenin temelini oluşturan 30 yıllık elektrik alım taahhüdü, EÜAŞ’ın bu süre zarfında üretilen elektriği satın almasını sağlayacak. Santrallerin tahsisli arazileri kamuya ait kalacak ve sözleşme süresi sonunda işletme hakkı bedelsiz olarak Türkiye’ye geçecek. Yasa teklifinin gerekçesinde, anlaşmanın doğrudan yabancı yatırım niteliği taşıdığı ve projelerin uluslararası finansman ile gerçekleştirileceği vurgulandı.

Bu yapı, Türkiye’nin son yıllarda büyük ölçekli yenilenebilir yatırımlarda tercih ettiği YEKA modeline benzer bir şekilde, devlet destekli alım taahhüdü ve uzun vadeli arazi tahsisi üzerine inşa edilmiştir. Suudi tarafının finansmanı üstlenmesi, Türkiye’nin döviz çıkışı yapmadan kapasite artışına olanak tanımaktadır.

Yasa teklifinin gerekçesinde, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiği ifade edildi. 12. Kalkınma Planı’nda enerji üretiminde karbon yoğunluğunun azaltılması ve yenilenebilir yatırımların hızlandırılması stratejik öncelik olarak belirlenmiştir.

2024 yılında Bakü’de düzenlenecek BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’nda (COP29), Türkiye mevcut yaklaşık 30.000 MW’lık güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035 yılına kadar 120.000 MW’a çıkarma hedefini açıklamıştı. Bu hedefe ulaşmak için Yenilenebilir Kaynak Alanları (YEKA) yarışmalarının her yıl tekrarlanması ve diğer ülkelerle benzer büyük ölçekli anlaşmaların imzalanması planlanmaktadır.

Demir-çelik gibi enerji yoğun sektörler açısından bu kapasite artışı, Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (CBAM) gibi düzenlemelerin baskı altına aldığı karbon ayak izinin azaltılmasında önemli bir araç olacaktır. Yeşil enerjiye dayalı elektrik üretiminin payı arttıkça, Türk çelik üreticilerinin ihracatta sertifikalandırılmış düşük karbonlu ürün sunma kapasitesi de artacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu