Makine Sektörü Ocak Ayına 2,2 Milyar Dolar İhracatla Girdi
Ocak ayında Türkiye’nin makine ihracatı 2,2 milyar dolara ulaştı. Sektörün durumu ve Avrupa ile ilişkiler değerlendirildi.
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), Ocak ayı itibarıyla Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatının 2,2 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Bu dönemde, makine sanayinin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği (AB) ile ilgili tartışmalar, sektördeki korumacılık ve rekabetçilik dengelerini etkiliyor. MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, AB içerisindeki bu tartışmaların yeni bürokratik yükler getirebileceği ve maliyetleri artırarak Avrupa’nın küresel rekabette daha kırılgan hale gelmesine yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Karavelioğlu, ‘Made in EU’ yerine ‘Made with EU’ vurgusunun önemine dikkat çekerek, Avrupa sanayisinin uluslararası entegrasyonunu koruma gerekliliğini vurguladı.
Ocak ayı verilerine göre, makine ihracatında miktar bazında %13,8’lik bir düşüş yaşanırken, kilogram başına ortalama ihracat fiyatı 8,9 dolara çıkarak tarihî bir zirveye ulaştı. Bu durum, değer bazında geçen yılın aynı dönemine göre %3,3’lük bir artış sağladı. Yıllıklandırılmış makine ihracatı ise 29 milyar dolara yaklaştı. Almanya’ya yapılan ihracat %12,2 artışla 283 milyon dolara, ABD’ye yapılan ihracat ise %66,9 artışla 183 milyon dolara yükseldi. İtalya’nın da 100 milyon dolar barajını aştığı bu dönemde, Irak ve Rusya gibi komşu ülkelerde ise %40 ve %36,5 oranlarında düşüşler gözlemlendi. İçten yanmalı motorlar ve aksamları, Ocak ayında %8,5’lik bir ihracat artışı ile ilk sırada yer alırken, inşaat ve iş makineleri ile türbin, turbojet ve hidrolik silindir ihracatında da önemli artışlar kaydedildi.
MAİB Başkanı Karavelioğlu, küresel ticaretin üzerindeki baskının artmaya devam ettiğini belirterek, makine sektörünün bu durumu nasıl değerlendirdiğini açıkladı. Yatırım mallarına olan talebin dünya genelinde temkinli seyrettiği bu dönemde, finansman imkanları, pazar erişimi ve teknik mevzuat uyumu gibi unsurların fiyatlardan daha önemli hale geldiğini ifade etti. Karavelioğlu, AB içerisindeki tartışmaların, sanayide korumacılık ve rekabetçilik arasındaki dengeyi belirleyeceğini vurguladı. Kamu alım ve desteklerinde AB menşei ve düşük karbon kriterlerinin öne çıkmasının, Avrupa’nın tedarik zincirini daha kapalı hale getirdiğini belirtti.
Karavelioğlu, AB’nin yerelleşme baskısının yanı sıra dışarıda genişleyen Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) ile Türkiye’nin pazar erişimi ve entegrasyonu arasındaki bağın yeniden ele alınması gerektiğini savundu. MERCOSUR ve Hindistan ile yapılan STA’ların, yalnızca tarifeleri indiren metinler değil, aynı zamanda tedarik zincirlerini çeşitlendiren stratejik çerçeveler olduğunu belirtti. Türkiye’nin Gümrük Birliği ortağı olarak bu anlaşmalara dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Küresel imalat PMI verilerindeki toparlanmanın bazı merkezlerde olumlu sinyaller verdiğini belirten Karavelioğlu, Almanya’daki otomotiv ve makine sektörlerindeki iyileşmenin, bölgede uzun süredir devam eden daralmanın sona erebileceğine dair umut verici olduğunu ifade etti. Türkiye için doğru stratejinin, Avrupa ile derin entegrasyon sağlarken Gümrük Birliği’ni güncellemek olduğunu söyledi. Karavelioğlu, ‘Mesele dışarda kalmamak değil; masada kararın tarafı olmaktır’ şeklinde konuştu.
Son olarak, Türkiye’deki makine sanayiinde maliyet baskısının genel imalat ortalamasının üzerinde seyrettiğini belirten Karavelioğlu, 2025 sonunda %49,6 olarak öngörülen maliyet enflasyonunun Ocak ayında %33,7’ye ulaştığını açıkladı. Üretimde geçen yıl %6,7’lik bir gerileme yaşandığını ve sektörel kapasite kullanım oranının %63,7’ye düştüğünü belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin makine ithalatının 2025 yılında %4,6 artarak 46 milyar doları aşmasının dikkat çekici olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, yerli üretim açısından önemli bir alarm durumu olduğunu ifade etti.




