Enerji Piyasalarında Ateşkes Etkisi: Petrol Fiyatları Düşüşte

ABD-Iran ateşkesi enerji piyasalarında önemli değişikliklere yol açtı. Petrol fiyatları düşerken, piyasalardaki risk iştahı yeniden canlandı.

ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkes, küresel piyasalarda aniden bir rahatlama sağladı. Uzun süredir savaşın etkisi altında kalan enerji sektöründe, ateşkes haberi ile birlikte bir tür “rahatlama rallisi” yaşandı. Petrol fiyatları hızla düşerken, yatırımcıların risk alma isteği yeniden artış gösterdi.

Piyasalardaki ilk tepkilerden biri, dolarda yaşanan düşüş oldu. ABD’nin ticaret ortaklarının para birimleri karşısında doların değerini izleyen endeks, dün keskin bir düşüşle 99’un altına inerek son dört haftanın en düşük seviyesine geriledi. Dolar, euro karşısında da değer kaybetti ve euro/dolar paritesi, şubat sonundan bu yana en yüksek seviyesi olan 1,17 dolara ulaştı.

Ateşkesin ardından İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açması bekleniyor, bu durum ise ABD ve İsrail’in askeri operasyonlarını durdurmasıyla birlikte arz kesintisi riskini kısa vadede ortadan kaldırdı. Brent petrol fiyatları, yüzde 16’ya varan bir düşüşle 94 dolara gerilerken, WTI petrol de 96 dolara inerek son yılların en büyük günlük düşüşlerinden birini kaydetti.

Petroldeki bu ani gerileme, rafine ürün fiyatlarına da yansıdı. Avrupa dizel kontratları, yüzde 20’nin üzerinde bir düşüşle son dört yılın en büyük kaybını yaşarken, Ortadoğu ham petrolüne dayalı vadeli işlemlerde de benzer bir çözülme görüldü. Bu durum, savaşın ilk günlerinde yaşanan “arz şoku” fiyatlamalarının büyük ölçüde geri alındığını gösteriyor.

Buna rağmen, piyasalarda temkinli bir iyimserlik hâkim. Zira ateşkesin geçici olup olmayacağı ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin kalıcı bir şekilde normale dönüp dönmeyeceği belirsizliğini koruyor. Ayrıca, boğazdan geçişler için ücret alınması planı, orta vadede enerji maliyetleri üzerinde yeni baskılar yaratabilir.

Enerji piyasalarındaki bu rahatlama, diğer varlık sınıflarına da hızla yayıldı. Avrupa borsaları, yüzde 3-5 aralığında yükselirken, Asya piyasalarında da güçlü alımlar gözlemlendi. Endüstriyel metallerde bakır, üç haftanın en yüksek seviyesine çıkarak New York’ta pound başına 5.75 doları aştı. Londra’da ise üç ay vadeli bakır fiyatı, ton başına 12.300 doların üzerine yerleşti. Tedarik zincirine dair kaygıların azalması, özellikle alüminyum fiyatlarını destekledi.

Altın, karmaşık bir seyir izledi. Ateşkesle birlikte jeopolitik risklerin azalması, güvenli liman talebini zayıflatırken, piyasalardaki toparlanma beklentileri değerli metalin fiyatını ons başına 4,850 dolara kadar taşıdı. Ancak altın fiyatları, savaşın ilk günlerindeki zirvelerin belirgin şekilde altında kalmaya devam ediyor.

Uzmanlar, önümüzdeki günlerde piyasaların yönünün, diplomatik temasların kalıcı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğine bağlı olacağını belirtiyor.

Savaşın yarattığı dalgalı ortamda dikkat çeken bir diğer gelişme ise Türkiye’nin altın satışları oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, şubat sonundan bu yana yaklaşık 52 ton altın satışı gerçekleştirdi ve önemli miktarda swap işlemi yaptı. Bu durum, küresel altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara yaklaşan bu işlemler, altının son dönemde yüzde 11’in üzerinde değer kaybetmesine neden oldu. Analistler, merkez bankalarının alıcı konumundan kısmen çıkmasının, altın piyasasında dengeleri değiştiren kritik bir unsur haline geldiğine dikkat çekiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu