COP31 Zirvesi, İklim Uygulamalarını Derinlemesine Ele Alacak
COP31 zirvesi, iklim uygulamalarını ve ülkelerin taahhütlerini masaya yatıracak önemli bir toplantı niteliği taşıyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell, Antalya’da düzenlenecek COP31 zirvesinin, ülkelerin karşılaştığı temel engelleri ve iklim değişikliği konusundaki ilerlemeyi masaya yatıracağını ifade etti. Stiell, bu zirvenin, uygulamanın ne anlama geldiğini, teknik boyutlarını ve atılan somut adımları ortaya koyacağını vurguladı.
Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan bu zirve öncesinde, müzakerelerde hangi reformların yapılabileceğine dair önemli tartışmalar sürüyor. Stiell, Hindistan’a yaptığı resmi ziyaret sırasında, tarafların görüşlerini almak için daha kapsamlı istişarelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bazı tarafların sürecin nasıl güçlendirileceği ve evrileceği konusundaki görüşlerini paylaşma konusunda istekli olduğunu da sözlerine ekledi.
Son yıllarda COP görüşmeleri, fosil yakıt şirketlerinin müzakerelere katılımı, uzlaşmayı göz ardı eden veto uygulamaları ve bu şirketlerin süreçten dışlanması yönündeki reform talepleriyle gündeme gelmişti. Stiell, bilim insanlarının iklim değişikliği üzerindeki etkilerini giderek daha fazla ortaya koyduğunu belirterek, bu reform tartışmalarının yapılması için zamanın geldiğini ifade etti.
COP sürecinin iklim değişikliğiyle mücadeledeki başarılarını değerlendiren Stiell, Paris Anlaşması olmasaydı dünya genelinde sıcaklık artışının yaklaşık 5 derece olabileceğini söyledi. Ancak gezegenin yaşanabilir kalabilmesi için sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin gerçekleştirilmesi için hâlâ büyük çabaların gerektiğini vurguladı.
Stiell, geçtiğimiz yıl Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP30’un uygulama döneminin başlangıcını işaret ettiğini ve bu sürecin hızlandırılmasının önemine dikkat çekti. Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in, ülkelerin üstlendikleri yükümlülükleri nasıl hayata geçireceklerine odaklanacağını belirterek, “Bu toplantı, uygulamanın ne anlama geldiğini, bunun teknik boyutlarını ve atılan somut adımları ortaya koyan bir gösterim niteliğinde olacak” dedi.
Hindistan’ın rolüne dair değerlendirmelerde bulunan Stiell, bunun yalnızca müzakerelere katılım meselesi olmadığını, aynı zamanda Hindistan’ın karşılaştığı fırsatların ve zorlukların anlaşılmasını ve bunların diğer bölgelerle paylaşılmasını da kapsadığını ifade etti. Ayrıca COP31’in, hızlanan iklim etkileri ve aşırı sıcaklıklar gibi zorluklarla gerçekleşeceğini hatırlatarak, “Bu, alışık olmadığımız türden bir meydan okuma. Avrupa’daki sıcak dalgasının gündelik sohbetlerin konusu haline gelmesi ve sıcaklığın olağan görülmediği bölgelerde yarattığı etkiler dikkat çekici” dedi.
İklim değişikliğinin hızlanan etkilerinin yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çeken Stiell, orman yangınları, kuraklıklar ve yaklaşan kasırga sezonunun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. COP31’de, önceki zirvelerde olduğu gibi belirli öncelikli müzakere başlıklarının öne çıkmayacağını ve Türkiye’deki zirvenin bu açıdan farklı olacağını ifade etti. COP30’da Ulusal Katkı Beyanları’nın (NDC’ler), COP29’da ise iklim finansmanının ana müzakere konusu olduğunu hatırlatan Stiell, “Bu COP, uygulama dönemine geçerken ele alınması gereken teknik ve temel alanlara daha fazla odaklanacak. Ülkelerin NDC’lerini nasıl hayata geçirdiklerini ve mevcut taahhütlerini nasıl yerine getirdiklerini görmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
Ayrıca Eylem Gündemi’ndeki ilerlemenin önem kazanacağını belirten Stiell, Brezilya’daki COP’ta enerji şebekeleri, enerji depolama sistemleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik trilyonlarca dolarlık taahhütlerin verildiğini hatırlattı. “Önümüzdeki COP, ülkelerin karşılaştığı temel darboğazları ele alacak. Bu alanlarda sağlanacak ilerleme, başarının belirleyicisi olacak” dedi. Geçen yıl dünya genelinde temiz enerjiye 2 trilyon ABD dolarından fazla yatırım yapıldığını belirten Stiell, “Dünya ölçeğinde temiz enerji, altyapı ve ilgili hizmetler bir sonraki sanayi devrimini temsil ediyor. Hem Hindistan’da hem de dünyanın geri kalanında temiz enerjiye daha hızlı geçiş yapmak ekonomik açıdan mantıklı bir tercih” ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak, COP31 zirvesi, iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin uygulamalarını ve karşılaştıkları zorlukları derinlemesine inceleyecek önemli bir fırsat sunuyor.




