Putin İktidarı Bırakmak İstemiyor, Ancak Savaşın Gidişi Belirsiz
Putin, savaşın getirdiği ağır maliyetler ve belirsizlikler içinde iktidarını sürdürmeye çalışıyor.
Putin, ülkesini yüksek maliyetli ve utanç verici bir savaşa sürüklemiş durumda. Savaşın bedeli ağır; Rusya, büyük kayıplar vermiş ve bu durum halkın günlük yaşamında hissedilmeye başlanmıştır. Fiyatlar sürekli artarken, bazı temel ürünlerin bulunamaması da gündeme gelmiştir.
Şu an için Putin’in iktidarı bırakma niyeti olduğunu söylemek zor. Ancak Rusya’da demokrasi olmadığı için siyasi değişim, alışıldık yöntemlerle gerçekleşmiyor.
Eğer Rusya, Ukrayna’ya müdahale etmeden önce bana bunun ne kadar süreceğini sorsaydınız, muhtemelen “birkaç gün içinde hallederiz” derdim. Ancak şu an beşinci yılına giren bu çatışmanın uzaması, benim yanıltıcı değerlendirmelerimde ne kadar yanıldığımı gösteriyor. Bu yanıltıcı düşünceler, yalnızca benim değil, uluslararası siyaseti takip eden birçok kişinin de başına gelebiliyor. Ancak Putin’in de benzer bir yanılgıya düşmesi, durumu daha da karmaşık hale getirmiştir. Savaş, Rusya’nın hem maliyetlerini artırmış hem de uluslararası alanda itibarını zedelemiştir. Rus halkı, savaşın getirdiği zorlukları günlük yaşamlarında hissetmeye başlamışken, Putin halkına zafer vaadinde bulunmasına rağmen, Rus kuvvetleri bir türlü ilerleme kaydedememektedir. Bu savaşın ne zaman ve nasıl sona ereceği ise belirsizliğini koruyor.
Ukrayna, Rusya’ya Karşı Etkileyici Bir Direniş Gösteriyor
Peki, Rusya nerede hata yaptı ya da Putin hangi zorluklarla karşılaşacağını öngöremedi? Bu sorunun yanıtı kolay değil, ancak belki bir Türk’ün bakış açısı biraz daha farklı olabilir. Tarihte, emperyalist güçlerin Türkleri yenilgiye uğrattığı bir dönemde, Türkler Kurtuluş Savaşı vererek yeniden dirilmişlerdir. İşgalci devletler, varlık mücadelesinin getirdiği direnç gücünü anlamakta zorlanıyorlar. Putin’in anlamakta güçlük çektiği durum, Ukraynalıların bu savaşı bir ulusal direniş olarak görmesidir. Ukraynalılar, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kazandıkları bağımsızlıklarını korumak için mücadele ediyorlar. Rusya ise sadece geçmişte kendisine ait olduğunu iddia ettiği toprakları geri almak istiyor. Bu iki hedef, birbirinden oldukça farklı.
Ukrayna savaşçıları, Rus güçlerine karşı etkileyici bir direniş sergiliyor. Görünüşe göre, Putin, Moskova halkının savaşın gerçekliğini hissetmemesi için çeşitli stratejiler geliştirmiş. Ülkenin uzak bölgelerinden, genellikle Rus kökenli olmayan vatandaşları askere alarak cepheye göndermiştir. Ayrıca, savaş tecrübesi olmayan ve yalnızca para karşılığı savaşmaya istekli olan Wagner güçlerini de kullanmayı denemiştir. Ancak bu güçlerin kendisine tehdit oluşturabileceğini fark edince, onları kullanmaktan vazgeçmiştir. Askeri stratejileri yeterli sonuç vermeyince, hapishanelere yönelmiş ve mahkumları savaşmak için ikna etmeye çalışmıştır. Bunun yanında, Kuzey Kore’den destek almayı düşünmüş ve Afrika’dan genç erkekleri aldatılarak cepheye sürmüştür. Sonuç olarak, yeterince eğitim almamış ve yalnızca ücret karşılığında savaşan bir gücün, savaş hedeflerine ulaşması oldukça zor gözüküyor.
Trump’ın Politikası Putin’e Nefes Aldırdı
İlginç olan, Putin’in savaşı kazanmasına yardımcı olabilecek bazı gelişmelerle karşılaşmış olmasıdır. Trump, Avrupa’nın kendi savunmasını sağlaması gerektiğini belirtmiş ve Kiev’e yaptığı askeri yardımı azaltmıştır. Bu durum, Avrupa’nın kendi savunmasına daha fazla odaklanması gerektiği anlamına gelirken, Ukrayna’ya daha fazla askeri yardım yapılmasını da teşvik etmiştir. Avrupa, Rusya’nın kendisini askeri açıdan tehdit ettiğini düşünüyor ve Ukrayna’nın bu tehdit karşısında direndiğini kabul ediyor. Ancak Rusya, Amerika’nın Avrupa’yı nükleer saldırılara karşı korumak konusunda daha az istekli olduğunu düşünerek rahatlamış olabilir. Bu konuda yanılma olasılıkları her zaman mevcuttur fakat Trump’ın niyetlerini değerlendirenler, bu tür yorumlar yapabilir.
İkinci olarak, İran ile olan çatışması, ABD’nin Rusya’nın petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları kaldırmasıyla sonuçlanmıştır. Bu durum, Rusya’nın savaşın maliyetini halkına yansıtmadan karşılamasına olanak tanımış olsa da, Kremlin yine de ekonomik zorluklarla başa çıkmak zorunda kalmıştır. Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişin serbest bırakılması için vardığı anlaşma, petrol fiyatlarını düşürmüş ve bu durum Rusya’nın gelirlerini azaltmıştır. Bu da eski kısıtlamaların tekrar devreye girmesi olasılığını gündeme getirmiştir.
Savaşın Yeni Eşiği: Nükleer Risk
Sonuç olarak, Rusya henüz belirli bir sonuca ulaşmamış bir savaşın içindedir. Ukraynalılar, Rusya’nın yakıt rafine etme ve silah üretme kapasitesini zayıflatan teknolojiler geliştirmekte başarılı olmuştur. İlk kez Moskova çevresi de çatışma alanı haline gelmiş ve bu durum, tüm Ruslara ülkelerinin savaştığını hatırlatmaktadır. Bu koşullar altında, Putin’in taktik nükleer silahlara başvurma olasılığının artması beklenmektedir. Nükleer silahların kullanılması, savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına gelecektir ve bu oldukça tehlikeli bir durumdur. Şu an için savaşı sona erdirmek gibi bir çözüm mevcut olsa da, bu adım Putin yönetiminin de sonunu getirecektir. Şu anda Putin’in iktidarı bırakma niyeti olmadığı açık, ancak Rusya’da demokrasi bulunmadığı için siyasi değişim, alışıldık yöntemlerle gerçekleşmiyor.




