Kocaer Çelik, Zorlu Küresel Koşullara Rağmen FAVÖK Marjını %14,1’e Çıkardı
Kocaer Çelik, 2026’nın ilk çeyreğinde FAVÖK marjını %14,1’e çıkararak güçlü bir performans sergiledi.
İZMİR / EKONOMİ
2026 yılının ilk çeyreği, küresel çelik endüstrisi için belirsizliklerin arttığı bir dönem olarak dikkat çekiyor. Artan ticaret engelleri, Çin kaynaklı arz baskıları, lojistik sorunlar ve jeopolitik gelişmeler, sektördeki rekabeti daha da zorlaştırırken, dünya genelinde ham çelik üretimi %2,3 oranında azaldı. Ancak Türkiye, bu dönemde üretimini %5,3 artırarak yaklaşık 9,7 milyon ton seviyesine ulaştı ve dünyanın en büyük yedinci çelik üreticisi konumunu korudu.
Kocaer Çelik, esnek üretim yapısı ve geniş ürün yelpazesi sayesinde yılın ilk çeyreğinde üretim hacminde yaklaşık %7’lik bir artış sağladı. Küresel ticaretteki dalgalanmalar, lojistik aksamalar, artan rekabet, ABD’nin uyguladığı tarifeler ve savaş nedeniyle yaşanan sevkiyat sorunlarına rağmen, şirket 5 milyar TL’nin üzerinde net satış geliri, 715 milyon TL FAVÖK ve %14,1 FAVÖK marjı elde ederek kârlılığını sürdürmeyi başardı.
Kocaer Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kocaer, ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirirken, küresel ölçekte yaşanan dönüşümün sanayi şirketleri için maliyet yönetiminin yanı sıra üretim esnekliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilirliği de stratejik hale getirdiğini vurguladı. Kocaer, bu zorlu koşullarda elde edilen başarılı sonuçların, teknolojik üretim yapısının ve çevik yönetim anlayışının bir yansıması olduğunu ifade etti.
Kocaer, “2026 yılının ilk çeyreğinde küresel ticarette belirsizliklerin arttığı, maliyet baskılarının sürdüğü ve rekabet koşullarının daha yoğun hissedildiği bir dönem yaşanmıştır. Kocaer Çelik’in bu zorlu koşullarda elde ettiği başarılı sonuçlar, teknolojik üretim yapısının, çevik yönetim anlayışının ve yüksek katma değerli ürün çeşitliliğinin önemli bir yansımasıdır. Özellikle değişken piyasa koşullarına hızlı uyum sağlayabilen üretim altyapımızın operasyonel dayanıklılığımıza katkısı net şekilde görülmüştür.” dedi.
Dünya çelik sektöründeki rekabetin artık yalnızca kapasite ile değil, teknoloji, sürdürülebilirlik ve ürün kalitesi ile şekillendiğine dikkat çeken Kocaer, açıklamalarına şöyle devam etti: “Sanayide dönüşüm artık bir tercih değil, doğrudan rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Biz de bu doğrultuda dijitalleşme, ileri üretim teknolojileri, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim alanlarındaki yatırımlarımızı uzun vadeli stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Teknolojik ve çevik üretim yapımızı daha da güçlendirirken, operasyonel mükemmeliyeti destekleyecek yatırımlarımıza devam ediyoruz. Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kabiliyetiyle küresel ölçekte çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.”




