ABD’de Yenilenebilir Enerji, Trump Yönetimine Rağmen Büyüyor
Trump yönetimine rağmen, ABD’de yenilenebilir enerji kapasitesi artmaya devam ediyor ve 2025’te elektriğin %26’sı bu kaynaklardan sağlanacak.
Donald Trump yönetiminin fosil yakıt üretimini artırma çabalarına rağmen, ABD genelinde yenilenebilir enerji kapasitesi sürekli bir artış gösteriyor. 2025 yılı itibarıyla, ülke genelinde üretilen elektriğin yaklaşık %26’sı yenilenebilir kaynaklardan elde edilecek. Bu durum, 108 milyon haneye bir yıl boyunca yetecek enerji anlamına geliyor.
Trump, göreve geldiği 2025 yılından bu yana fosil yakıtların teşvik edilmesini iç ve dış politikasının önemli bir parçası haline getirmiştir. Ancak, geçen yıl enerji şirketleri yenilenebilir kaynaklardan rekor seviyede elektrik üretmeyi başardı. Yenilenebilir enerji, 2025 yılı itibarıyla elektrik şebekesi için büyük ölçekli projelerde kurulu kapasitenin %33,2’sini oluşturacak. İlginç bir şekilde, güneş enerjisi sektörünü temsil eden Solar Energy Industries Association verilerine göre, Teksas, Florida ve Ohio gibi Cumhuriyetçi eyaletler, yeni eklenen güneş enerjisi kapasitesinin %73’ünü sağlamıştır.
ABD Enerji Bilgi İdaresi’nin (EIA) Şubat ayında yayımladığı tahminlere göre, enerji üretim kapasitesi bu yıl rekor seviyelere ulaşacak ve yeni kapasite artışlarının %93’ü güneş, rüzgar ve batarya sistemlerinden gelecek. Bu durum, ABD’nin enerji bileşiminde uzun süredir devam eden dönüşüm sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 2000 ile 2024 yılları arasında kömür üretiminde %53’lük bir azalma yaşanmıştır.
Yenilenebilir enerji alanındaki bu büyümenin arkasında, güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve büyük ölçekli bataryaların maliyetlerindeki düşüş yatıyor. Artık teşvikler olmadan bile, yenilenebilir enerji ABD’de enerji üretiminin en rekabetçi maliyetli biçimi haline gelmiş durumda. Bu enerji türünün avantajı, altyapının hızlı bir şekilde kurulabilmesiyle de destekleniyor. Örneğin, bir güneş enerjisi santrali bir yıldan kısa sürede devreye alınabilirken, bir gaz santralinin tamamlanması birkaç yıl sürebiliyor.
Öte yandan, ABD ile İsrail’in İran’daki savaşı fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrılarını artırdı. Bu çatışma, analistlerin tarihin en kötü petrol krizi olarak tanımladığı bir durumu tetikledi ve son haftalarda petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıktı. Yenilenebilir enerji, fosil yakıtlara kıyasla büyük ölçüde jeopolitik şoklardan etkilenmiyor. Ancak İran’daki savaş, temiz enerji dönüşümü için bazı kısa vadeli zorluklar da yaratıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, güneş panellerinin üretiminde kritik öneme sahip alüminyum gibi metallerin taşınmasını durdurdu.
ABD içindeki elektrik tüketimi 2020 yılından bu yana artış gösteriyor. Bu artışın başlıca nedeni, yapay zekâdaki gelişmelerle birlikte veri merkezlerinin artan enerji talebidir. Ülke genelinde, elektrik yükünün 2026’da %1,2 ve 2027’de %3,1 oranında artması bekleniyor. Teorik olarak bu durum yenilenebilir enerji için bir fırsat yaratabilir. Ancak Trump yönetiminin fosil yakıt yanlısı politikaları bu büyümeyi engellemektedir. Uzmanlar, artan elektrik talebinin büyük kısmının doğal gaz tarafından karşılanacağını öngörüyor.
Trump yönetimi, özellikle rüzgar enerjisine karşı olumsuz bir tutum sergiliyor. Başkan Trump’ın bu enerji türüne karşı kişisel karşıtlığı, ülke genelinde rüzgar enerjisi altyapısının genişlemesini yavaşlatan politikalara yansıyor. İçişleri Bakanlığı, TotalEnergies şirketine Kuzey Carolina ve New York açıklarında planlanan iki açık deniz rüzgar santralından vazgeçmesi karşılığında yaklaşık 1 milyar dolar ödeme yapılacağını açıkladı. Ayrıca, temiz enerji projelerine yönelik vergi teşvikleri ve federal fonlar kesildi veya geri çekildi, bu da birçok inşaat projesinin durmasına neden oldu.
Ancak bu politikaların birçoğu hukuki itirazlarla karşılaştı. Geçen Aralık ayında, Massachusetts’teki bir bölge mahkemesi, yeni rüzgar enerjisi izinlerine getirilen yasağı iptal ederek bunun “keyfi ve gerekçesiz” olduğunu belirtti. Aynı ay içinde, Doğu Kıyısı açıklarında planlanan beş açık deniz rüzgar santralı projesi için çalışmaların durdurulmasına yönelik emirler verildi. Ancak bu kararlar daha sonra mahkemede başarıyla itiraz edilerek kaldırıldı. Ayrıca, Ocak ayında bir federal yargıç, Joe Biden dönemine ait 7,5 milyar dolarlık temiz enerji hibelerinin iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti.




