Sanayiciler Marmara’dan Anadolu’ya Yatırım Yapıyor
Sanayi yatırımları Marmara’dan Anadolu’ya kayıyor. Yatırımcılar, risk dağıtma refleksiyle hareket ediyor.
İMAM GÜNEŞ
Son zamanlarda sanayi yatırımlarının Marmara Bölgesi’nden Anadolu’ya kaydığı gözlemleniyor. Yatırımcıların bu yönelimi, yalnızca söylemlerle değil, aynı zamanda üretim, arsa ve satış verileriyle de destekleniyor. Marmara’nın yoğun üretim altyapısı, deprem riski ve sürdürülebilirlik endişeleri, yatırımcıların karar verme süreçlerinde önceliklerin değişmesine neden oldu. Artık merkezde olmanın ya da yüksek prim beklentisinin yerini, zemin güvenliği, lojistik avantajlar, üretim sürekliliği ve uzun vadeli planlanabilirlik alıyor.
Anadolu’daki bazı şehirler, planlı altyapıları, organize sanayi bölgeleri, genişleme olanakları ve düşük deprem riski ile yatırımcılar için daha güvenli alternatifler sunuyor. Bu durum, sanayi yatırımlarının yanı sıra depo, lojistik ve e-ticaret odaklı yatırımlarda da önemli bir faktör haline geldi.
GABORAS’ın verilerine göre, büyük ölçekli sanayiciler genellikle organize sanayi bölgesi (OSB) parsellerini satın almayı tercih ederken, orta ve küçük ölçekli işletmeler kiralama yöntemlerini kullanarak daha esnek bir model benimsiyor. Özellikle depo ve lojistik alanlarına olan talep, e-ticaretin hızlı büyümesi, ihracattaki artış ve lojistik maliyetlerin yönetilebilirliği ile paralel olarak artış gösterdi. Konut yatırımlarında ise yatırımcılar, güçlü lokasyon, güvenli yapılar ve uzun vadeli değer artışı kriterlerine göre hareket ediyor. Fiyatlar nominal olarak yüksek kalmaya devam etse de, artış hızında belirgin bir yavaşlama gözlemleniyor.
Yatırımcıların Risk Dağıtma Stratejisi
Sanayinin Marmara’dan Anadolu’ya kayması, yalnızca bir beklenti değil, aynı zamanda yatırım ve satış verilerine yansıyan somut bir eğilim olarak değerlendiriliyor. GABORAS CEO’su Ruhi Konak, bu durumun Marmara’daki yoğun üretim altyapısının deprem riski ile birlikte yeniden değerlendirilmesinin bir sonucu olduğunu belirtti. Konak, yatırım kararlarında artık merkezde olmanın ya da kısa vadeli prim beklentisinin değil, zemin güvenliği, sürdürülebilir lojistik ve üretim sürekliliğinin ön plana çıktığını ifade etti.
“Son dönemdeki veriler, sanayinin Marmara’dan Anadolu’ya kaymasının sadece bir söylem olmadığını gösteriyor. Yatırımcılar, risk dağıtma refleksiyle hareket ediyor. Karar mekanizmalarında zemin güvenliği, lojistik sürdürülebilirliği ve üretimin devamlılığı belirleyici hale geliyor. Aynı metrekare maliyetiyle daha güvenli ve büyümeye uygun alternatifler daha fazla değerlendiriliyor” dedi.
Mülkiyet Tercihleri Değişiyor
Sanayi ve lojistik yatırımlarında mülkiyet tercihleri, işletme ölçeğine göre farklılık gösteriyor. Büyük sanayicilerin genellikle OSB parsellerini satın almayı tercih ettiğini belirten Konak, büyük ölçekli yatırımlarda mülk sahibi olma eğiliminin güçlü olduğunu vurguladı. Arsa kıtlığı ve maliyetlerin ileride artacağı beklentisi de bu satın alma kararlarını pekiştiriyor.
Orta ölçekli işletmelerin çoğunlukla kiralama ile başlayıp, birkaç yıl içinde satın almaya yöneldiğini ifade eden Konak, küçük ve yeni girişimlerin ise kiralamayı daha fazla tercih ettiğini belirtti. Depo ve lojistik alanlarda kiralama modelinin yaygın olduğunu söyleyen Konak, “E-ticaret ve lojistikte talep dalgalanmaları daha hızlı yaşandığı için işletmeler, esnek hareket edebilecekleri kiralama modelini tercih ediyor” dedi.
Piyasalarda Bekleme Psikolojisi
2026’nın ilk aylarında piyasalarda sınırlı bir toparlanma sinyali görüldüğünü belirten Konak, güçlü bir sıçrama için henüz erken olduğunu ifade etti. “Faiz indirimi talebi canlandırabilir, ancak bu durum fiyatların otomatik olarak yükselmesi anlamına gelmiyor. Arz tarafı da son dönemde daha planlı ilerliyor. Güçlü zemin, yeni yapı ve doğru fiyatlama sunan projelerde hareketlilik artarken, ikinci el ve yüksek fiyatlı segmentlerde temkinli bir seyir devam ediyor” diye konuştu.
Konak, yatırımcıların artık kararlarını yalnızca fiyat üzerinden değil, risk ve uzun vadeli sürdürülebilirlik kriterleri üzerinden değerlendirdiğini belirterek, “Alıcı tarafı artık çok daha bilinçli. Fiyat hassasiyeti yüksek ve yatırım kararları daha detaylı analizlerle alınıyor. Bu nedenle geniş tabanlı bir fiyat sıçramasından ziyade segment bazlı hareketlerin öne çıkması daha olası görünüyor” dedi.
Fiyatlar Düşmüyor, Artış Hızı Yavaşlıyor
Konut piyasasında fiyatların nominal olarak düşmediğini, ancak artış hızının belirgin şekilde yavaşladığını belirten GABORAS CEO’su Ruhi Konak, piyasanın daha temkinli bir döneme girdiğini söyledi. TCMB Konut Fiyat Endeksi verilerinin son dönemde artış hızının gerilediğini gösterdiğine değinen Konak, “Enflasyondan arındırıldığında bazı bölgelerde fiyatlar yatay seyrediyor. Bugün piyasada doğru lokasyon, güçlü zemin yapısı ve makul fiyatlama sunan projelerde hareketlilik sürerken, yüksek fiyatlı ve ikinci el segmentte daha temkinli bir tablo var” ifadelerini kullandı.




