Yüzyıl Sonuna Kadar Akdeniz Deniz Çayırlarının Beşte Biri Yok Olabilir
İklim değişikliği nedeniyle Akdeniz’deki deniz çayırlarının beşte biri yok olma riskiyle karşı karşıya. Ekonomik kayıplar da büyük.
Akdeniz’in önemli doğal ekosistemlerinden biri olan deniz çayırlarının beşte birinin, iklim değişikliği nedeniyle yüzyıl sonuna kadar yok olma riski bulunuyor. İtalyan ve Fransız araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen yeni bir çalışmaya göre, artan deniz sıcak hava dalgaları ve diğer iklim değişikliği kaynaklı etkenler, bu habitatların alanını daraltarak sağladıkları ekosistem hizmetlerini zayıflatabilir.
Deniz çayırları, kıyıları koruma, çeşitli balık türlerine sığınak sağlama ve karbon depolama gibi kritik işlevlere sahiptir. İtalyan bilim insanlarının gerçekleştirdiği bir başka araştırmada, bu ekosistemlerin ekonomik değerinin ilk kez hesaplandığı ve kayıpların yıllık maliyetinin yaklaşık bir milyar euroya yaklaşabileceği belirtiliyor.
İklim değişikliği nedeniyle deniz çayırlarının yüzyıl boyunca ne kadar daralacağını modelleyen bir çalışmaya göre, bu habitatların 2031-2050 döneminde %6 ila 12, yüzyıl sonuna kadar ise yaklaşık %20 oranında küçülmesi bekleniyor. Bu kaybın büyüklüğü, Rodos Adası’na eşdeğer bir alanın kaybı anlamına geliyor.
Bu gerilemenin başlıca nedenlerinden biri, deniz sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddetinin artmasıdır. Akdeniz’in baskın deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica üzerinde yapılan uzun dönemli gözlemler, yıllık ortalama sıcaklığın 20 derecenin, yaz aylarındaki maksimum sıcaklığın ise 26,5 derecenin üzerine çıktığı bölgelerde belirgin gerilemeler yaşandığını göstermektedir. Deniz sıcak hava dalgaları, bu eşiklerin uzun süre aşılmasına neden olarak doku hasarını artırmakta, büyümeyi yavaşlatmakta ve çayır kayıplarını hızlandırmaktadır.
Deniz çayırları, küresel iklim sistemi açısından da kritik bir öneme sahiptir. Akdeniz’in önemli mavi karbon depoları arasında yer alan bu habitatlar, atmosferden çektikleri karbondioksiti canlı dokularında ve deniz tabanındaki tortularda uzun süre depolayabilmektedir. Ancak iklim değişikliği, bu doğal karbon yutaklarını zayıflatma riski taşımaktadır.
Araştırmalara göre, deniz çayırlarında yaşanacak kayıplar, bu habitatların karbon tutma kapasitesini de yüzyıl boyunca azaltacaktır. Kayıpların yüzyıl sonunda %3,5 ila 6 arasında olacağı öngörülmektedir. Ancak asıl tehlike, deniz çayırlarının geçmiş yüzyıllar boyunca biriktirdiği karbonun yeniden atmosfere salınma riski olarak tanımlanmaktadır. Araştırmacılar bu durumu bir “karbon bombası” olarak nitelendirmektedir. Isınma ve insan kaynaklı baskılar deniz çayırlarını zayıflatırken, bu doğal sistemler iklim değişikliğini hızlandırabilecek bir kaynağa dönüşme riski taşımaktadır.
Deniz çayırlarının kaybı, su kalitesini koruyan diğer doğal süreçleri de olumsuz etkileyebilir. Tarımsal ve kentsel faaliyetler sonucu denizlere akan fazla azotun uzaklaştırma kapasitesinin, yüzyıl ortasına kadar %6 ila 12 arasında, yüzyıl sonuna kadar ise yaklaşık %20 azalabileceği tahmin edilmektedir. Bunun sonucunda kıyı suları, besin tuzu kirliliği, zararlı alg patlamaları ve su berraklığının azalmasına karşı daha hassas hale gelebilir.
Deniz çayırlarının sağladığı ekosistem hizmetlerinin ekonomik değerini inceleyen bir başka çalışma, bu ekosistemlerin balıkçılık ve doğa temelli kıyı rekreasyonuna sağladığı yıllık dolaylı katkıyı yaklaşık 116 milyon euro olarak hesaplamaktadır. Ancak deniz çayırlarının tamamen yok olması halinde, bu habitatların desteklediği balıkçılık ve doğa turizmi faaliyetleriyle bağlantılı yaklaşık 912 milyon euroluk yıllık ekonomik akışın tehlikeye girebileceği belirtilmektedir. Yani, 116 milyon euro deniz çayırlarına doğrudan atfedilebilen dolaylı katkıyı gösterirken, yaklaşık bir milyar euroluk tutar, bu habitatların yok olması halinde sürdürülebilirliği tehlikeye girecek daha geniş ekonomik sistemi ifade etmektedir.
Bilim insanları, deniz çayırlarının tahribatında yalnızca sıcaklık artışlarının değil, insan kaynaklı baskıların da rol oynadığını vurgulamaktadır. Tuzluluk değişimleri, tarımsal kökenli besin tuzu kirliliği, kıyı yapılaşması, tekne çapaları, dip taraması ve yoğun gemi trafiği gibi baskılar bir arada etkili olduğunda, habitat kaybı çok daha büyük olmaktadır. Bu nedenle yerel düzeyde atılacak adımlar, küresel iklim değişikliğini durdurmak için yeterli olmasa da, deniz çayırlarının karşı karşıya olduğu baskıyı azaltabilir. Atıksu arıtımının iyileştirilmesi, besin tuzu girişlerinin azaltılması, kıyı planlamaları ve tekne çapalarının sınırlandırılması gibi uygulamalar, deniz çayırlarının iklim değişikliğine karşı direncini artırabilir.




