İklim Krizine Farkındalık Artıyor, Eylemler Yetersiz Kalıyor
Türkiye’de iklim krizi konusunda farkındalık artarken, eylemlerin yetersiz kaldığı ortaya çıktı. Araştırma sonuçları endişe verici veriler sunuyor.
Türkiye’de iklim krizinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hale gelirken, toplumun bu durumu algılayış biçimi de değişim gösteriyor. Ancak artan farkındalık, henüz yeterli düzeyde toplumsal eyleme dönüşmüş değil.
Yuvam Dünya Derneği’nin KONDA ile birlikte gerçekleştirdiği 2025 Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması, toplumun iklim krizini artık inkâr etmediğini ancak çözüm için büyük ölçüde başkalarından adım beklediğini ortaya koyuyor.
Araştırmanın bulguları, iklim krizinin toplum gündeminde kalıcı bir yer edindiğini gösterse de bilgi eksikliği, öncelik çatışması ve eylemsizlik hâlâ güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Katılımcıların %70’i iklim krizini kendi yaşamları için tehlikeli bulurken, ekonomik ve sosyal sorunların bu tehdidin önüne geçtiği ifade ediliyor.
Artan farkındalığa rağmen bilgi düzeyinin yetersiz olması, araştırmanın çarpıcı bulgularından biri olarak öne çıkıyor. Katılımcıların %45’i iklim krizi hakkında kendilerini ‘bilgisiz’ olarak tanımlarken, iklim eğitimi aldığını belirtenlerin oranı yalnızca %8. Toplum, iklimle ilgili en güvenilir bilgi kaynakları olarak okulları %81, medyayı %78 ve sivil toplum kuruluşlarını %54 oranında görüyor.
Bu durum, eğitimin ve kamu bilgilendirmenin iklimle mücadeledeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Çoğunluk, iklim krizinin farkında olsa da günlük yaşamın baskın sorunları bu farkındalığı gölgeliyor. Araştırmaya katılanların %76’sı bireysel mücadelede enerji tüketimini azaltmanın ortak bir çözüm alanı olduğunun bilincinde. Çevreye duyarlı markaların tercih edilme oranı artarken, geri dönüşüm eğilimleri de güçleniyor. Ancak bu bireysel çabalar, iklim krizinin ölçeği karşısında hâlâ sınırlı kalıyor.
Araştırma, Türkiye’de iklim kriziyle mücadelede sorumluluğun büyük ölçüde kamu ve özel sektöre yüklendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Katılımcıların %93’ü devlet ve hükümetleri bu mücadelenin asli sorumlusu olarak görürken, %73’ü özel sektörün aktif rol üstlenmesini bekliyor. Gençler ise bireysel eylemlere daha fazla sorumluluk yüklüyor. Bu durum, çözümün ancak kamu, özel sektör ve bireylerin birlikte hareket etmesiyle mümkün olacağına dair güçlü bir toplumsal algıyı yansıtıyor.
Araştırma, iklim krizinin yarattığı duygusal tabloyu da gözler önüne seriyor. Katılımcıların %77’si endişe, %53’ü çaresizlik, %45’i umut ve %33’ü suçluluk hissediyor. Endişe hâlâ baskın bir duygu olsa da geçen yıla göre düşüş göstermesi, uzmanlar tarafından ‘duyarsızlaşma’ değil, eyleme yöneltebilecek yeni bir duygusal denge arayışı olarak yorumlanıyor. Ancak suçluluk hissindeki artış, bireylerin sorumluluğun farkında olduğunu ancak nasıl harekete geçeceğini bilemediğini gösteriyor.
Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, “Toplumun neredeyse yarısı hâlâ kendini bilgisiz hissediyor. Endişe yüksek, çaresizlik ve suçluluk artıyor. Ancak gençlerin bilgiye daha hızlı erişmesi, eğitimin ve sosyal medyanın farkındalığı güçlendirmesi, ileri dönüşüm ve enerji tasarrufunun yaygınlaşması umut verici. En önemlisi, toplumun büyük çoğunluğu çözümün ortak sorumlulukla mümkün olduğunu düşünüyor” dedi.
KONDA Araştırma Genel Müdürü Aydın Erdem, iklim krizinin artık göz ardı edilemeyecek bir toplumsal mesele haline geldiğine dikkat çekerek, “İnsanlar iklim krizini bugün için tehdit olarak görüyor ama gelecek nesillerin çok daha büyük risk altında olduğuna inanıyor” şeklinde konuştu.
Araştırma, ‘ileri dönüşüm’ kavramının henüz tam olarak yerleşmemiş olmasına rağmen, toplumun %48’inin ileri dönüşüm yaptığını düşündüğünü ortaya koyuyor. Kadınlar ve genç sosyal medya kullanıcıları bu alanda öncü gruplar olarak öne çıkıyor. Katılımcıların üçte ikisi, ileri dönüşümün iklim kriziyle mücadelede etkili olduğuna inanıyor. Bu durum, davranış değişiminin özellikle gençler ve kadınlar üzerinden yayılabileceğine işaret ediyor.
Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz, iklim değişikliğinin artık soyut bir kavram olmaktan çıktığını vurgulayarak, “Kuruyan göller, su kesintileri, orman yangınları ve aşırı hava olayları bu krizi günlük hayatın parçası haline getirdi. Toplumun bu krizi nasıl algıladığı, en az bilimsel veriler kadar önemli” ifadelerini kullandı.




