Rüzgâr ve Güneş Enerjisi, Avrupa’da Fosil Yakıtları Geçti

Rüzgâr ve güneş enerjisi, Avrupa’da fosil yakıtların önüne geçerek elektrik üretiminde yeni bir dönemi başlattı.

Ember tarafından yayımlanan European Electricity Review 2026 raporuna göre, 2025 yılında rüzgâr ve güneş enerjisi, Avrupa Birliği genelinde ilk kez fosil yakıtların üretim payını geride bıraktı. Rüzgâr ve güneşin elektrik üretimindeki toplam payı %30’a ulaşırken, fosil yakıtların payı %29’da kaldı.

Bu dönüşüm, son beş yıl içinde belirgin bir hız kazandı. 2020 yılında AB elektrik üretiminin yalnızca %20’sini oluşturan rüzgâr ve güneş, 2025 itibarıyla toplam 841 TWh’lik bir üretim seviyesine ulaştı. Aynı dönemde fosil yakıtların payı ise yaklaşık 8 puan düşerek %29 seviyesine geriledi. Rüzgâr ve güneş enerjisi, 27 AB ülkesinin 14’ünde fosil kaynaklardan daha fazla elektrik üretti. Hollanda ve Hırvatistan, bu eşiği 2025 yılında aşan yeni ülkeler arasında yer aldı.

Güneş Enerjisinde Tarihi Büyüme

Bu tarihi değişimin en büyük itici gücü güneş enerjisi oldu. 2025 yılında AB’de güneşten elektrik üretimi %20 artarak 369 TWh ile en yüksek seviyesine ulaştı. Güneş enerjisi, kömür ve hidroelektriği geride bırakarak AB’nin önemli enerji kaynaklarından biri haline geldi. Macaristan, Kıbrıs, Yunanistan, İspanya ve Hollanda gibi ülkelerde güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı %20’nin üzerine çıktı.

Bu yıl, AB genelinde 65 GW’tan fazla yeni güneş enerjisi kapasitesi devreye alındı. Bu artış, hem büyük ölçekli santrallerden hem de çatı üstü güneş sistemlerinden kaynaklandı. Haziran 2025’te güneş enerjisi, ilk kez bir ay boyunca AB’nin en büyük elektrik üretim kaynağı olmayı başardı.

Rapora göre, 2025’te yenilenebilir enerji kaynakları, hava koşullarındaki olağanüstü değişimlere rağmen AB elektrik üretiminin yaklaşık %48’ini karşıladı. Rüzgâr üretimi yılın ilk aylarında düşük seyretmesine rağmen, güneşli dönemler bu açığı büyük ölçüde kapattı. Rüzgâr enerjisi, %17’lik payla AB’nin ikinci büyük elektrik kaynağı olurken, doğal gazın payı %16,7’de kaldı.

Kömür ve Gazda Düşüş, Ancak Riskler Devam Ediyor

Fosil yakıtlar arasında en dikkat çekici düşüş kömürde yaşandı. Kömürün AB elektrik üretimindeki payı 2025’te %9,2’ye düşerek tarihi bir dip seviyeye indi. On yıl önce bu oran %25 civarındaydı. İrlanda kömürü tamamen terk ederken, Finlandiya da planlanan tarihten önce kömürden çıkışını gerçekleştirdi. Ancak AB’de kalan kömür üretiminin %74’ü hâlâ Almanya ve Polonya’da yoğunlaşıyor.

Doğal gaz üretimi, hidroelektrikteki düşüş nedeniyle 2025’te %8 arttı. Bu artış, AB’nin elektrik üretimi için ödediği gaz ithalat faturasını 32 milyar avroya yükseltti. Bu rakam, bir önceki yıla göre %16’lık bir artışa işaret ediyor ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmayı da beraberinde getiriyor.

Bataryalar Yeni Dönemin Anahtarı Olabilir

Raporda, artan güneş ve rüzgâr kapasitesinin sisteme entegrasyonu için batarya depolamanın kritik rolü vurgulanıyor. 2025 itibarıyla AB’de büyük ölçekli batarya kapasitesi 10 GW’ı aşarken, proje boru hattı 40 GW’ın üzerine çıkmış durumda. Özellikle İtalya ve Almanya öne çıkarken, Yunanistan, İspanya ve Polonya gibi ülkelerde de hızlı bir gelişim gözlemleniyor.

Ember Kıdemli Enerji Analisti Dr. Beatrice Petrovich, raporda yer alan değerlendirmesinde, “Rüzgâr ve güneşin fosil yakıtları geride bırakması, Avrupa elektrik sistemi için bir dönüm noktası. Şimdi asıl mesele, pahalı ve ithal gaza bağımlılığı azaltacak batarya, şebeke ve esneklik yatırımlarını hızlandırmak.” ifadelerini kullandı.

Rapor, AB’nin 2027’ye kadar Rus gazını tamamen yasaklama hedefini hatırlatırken, LNG ithalatında yeni bağımlılık risklerine de dikkat çekiyor. Ember’e göre, yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı bir elektrik sistemi, yalnızca emisyonları azaltmakla kalmayacak; aynı zamanda enerji fiyatlarını istikrara kavuşturarak jeopolitik riskleri de sınırlayacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu