Suni sulak alanlarda yenilenebilir enerji için izin
Suni sulak alanlarda yenilenebilir enerji yatırımlarına belirli koşullarla izin verilecek. Su yapıları için çevresel akış ve iki yıllık başvuru süresi getirildi.
Tarım ve Orman Bakanlığının Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklik, 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, belirli suni sulak alanlarda yenilenebilir enerji tesislerine izin verilmesinin önünü açarken enerji, sulama ve içme suyu amacıyla kullanılan su yapıları için çevresel akış kurallarını da yeniden belirliyor.
Yönetmeliğin 22’nci maddesine eklenen hüküm kapsamında, koruma bölgeleri belirlenmiş suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgelerinde yenilenebilir enerji üretim tesisleri kurulmasına Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından izin verilebilecek. Bu hüküm, suni sulak alan niteliği, belirlenmiş koruma bölgeleri ve projenin sürdürülebilir kullanım bölgesinde bulunması şartlarının birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.
Düzenleme, tüm sulak alanlarda enerji yatırımlarına otomatik olarak izin verildiği anlamına gelmiyor. Ayrıca herhangi bir enerji üretim teknolojisi özel olarak sayılmadı; kapsam, genel biçimde “yenilenebilir enerji üretim tesisleri” ifadesiyle tanımlandı.
Yeni tanıma göre suni sulak alanlar; sulak alan özelliği taşıyan ve rekreasyon, içme-kullanma suyu, arıtma, tarımsal sulama veya elektrik üretimi amacıyla oluşturulan depolama tesislerini kapsıyor. Maden, hafriyat, kum ya da başka malzemelerin alınması sonucunda meydana gelen ve sürekli veya geçici olarak suyla dolan çukurlar ise ayrı bir kategori olan “suni su çukuru” olarak tanımlanıyor. Yenilenebilir enerji tesislerine ilişkin yeni izin hükmünde suni su çukurları ayrıca belirtilmiyor.
Tescil edilmemiş suni sulak alanların yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması gözetilerek alanı işleten kurum tarafından yürütülecek. Suni su çukurlarının kullanım ve yönetim sorumluluğu ise bu alanları oluşturan veya bunlardan sorumlu kuruma ait olacak.
Değişiklikle birlikte “çevresel akış miktarı” da mevzuata dahil edildi. Bu kavram, su yapısının aşağı kesimindeki akarsu ekosistemi ile bu ekosisteme bağlı bitki ve hayvanların yaşam alanlarının devamlılığı için kesintisiz bırakılması gereken su miktarını ifade ediyor.
Sulak alanlar ile sürekli veya mevsimsel akarsular üzerinde planlanan ya da işletilen enerji, sulama ve içme suyu amaçlı yapılar, Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslar doğrultusunda hesaplanan çevresel akışı akarsu yatağına bırakacak. Belirlenecek miktar, 15 Haziran 2019 tarihli ilgili yönetmelik kapsamında tespit edilen seviyenin altında olamayacak. Bununla birlikte değişiklik, tüm tesisler için tek bir sabit akış oranı getirmiyor.
Sulak alan yönetim planlarında öngörülen sürdürülebilir su seviyesinin korunması amacıyla sulama mevsimi dışında da ek su bırakılması gerekecek. Çevresel akışa ek olarak, ekosistem değerlendirme raporunda belirtilen miktarda suyun alana aktarılması zorunlu olacak. Sulak alanın su yüzeyinden veya alanı besleyen kaynak, akarsu ve derelerden su alınabilmesi için ayrıca izin belgesi alınması gerekecek.
Geçici hüküm, çevresel akış düzenlemesi kapsamındaki su yapıları arasında 30 Ocak 2002’den sonra işletmeye alınan ve özel sektör tarafından işletilen tesisleri kapsıyor. Bu tesislerin, değişikliğin yayımlandığı tarihten itibaren iki yıl içinde doğa koruma ve millî parklar müdürlüklerine başvurarak izin belgesi alması gerekiyor.
İzin belgeleri beş yıl süreyle geçerli olacak. Süre sonunda şartlara uyulduğunun belirlenmesi durumunda belgeler yenilenebilecek. İki yıllık başvuru süresi içinde izin talebinde bulunmadığı tespit edilen faaliyetlere ise yönetmeliğin idari yaptırım hükümleri uygulanacak. Faaliyet sahibi, idarenin belirlediği koşulları yerine getirdikten sonra izin başvurusu yapabilecek.
Çevresel akış miktarı daha önce belirlenmiş tesislerde, iklim değişikliği veya su yapısının üst kesimlerindeki su kullanım haklarından doğan zorunlu değişiklikler bulunması halinde bu miktar izin belgesi düzenlenirken yeniden hesaplanabilecek. Süreç, Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslara göre yürütülecek.
Değişiklik ayrıca kontrollü kullanım bölgeleri içindeki organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, serbest bölgeler ve ihtisas organize sanayi bölgeleri için kümülatif etki değerlendirme raporu hazırlanmasını zorunlu tutuyor. Raporda yer alan önleyici ve telafi edici tedbirlerin yeterli bulunması halinde izin belgesi, bölge yönetimi adına düzenlenecek. Bu durumda bölge sınırları içindeki her faaliyet için ayrı bir izin belgesi alınması gerekmeyecek.
Bununla birlikte bölge adına düzenlenen belge, Çevre Kanunu kapsamında gerekli diğer çevre izinlerini veya yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak. Bölgedeki her tesis, kendi faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel sorumlulukları ayrıca yerine getirecek.
Yönetmeliğe eklenen bir başka düzenlemeyle Ramsar Stratejik Planı doğrultusunda Millî Sulak Alan Stratejisi hazırlanması öngörülüyor. İlgili kamu kurumları, kuruluşlar ve diğer paydaşların katılımıyla hazırlanacak strateji, Ulusal Sulak Alan Komisyonunun onayıyla yürürlüğe girecek. Belgenin uygulama süresi 10 yıl olacak ve bu sürenin sonunda gözden geçirilerek yenilenecek.
Bu çerçevede suni sulak alanlarda yenilenebilir enerji yatırımları açısından ilk değerlendirme, alanın mevzuattaki suni sulak alan tanımına uyup uymadığı ve projenin hangi koruma bölgesinde kaldığı üzerinden yapılacak. Su yapısı içeren projelerde ise çevresel akış, ekosistem değerlendirme raporunda öngörülen ilave su bırakma yükümlülüğü ve mevcut tesisler için tanınan iki yıllık izin süresi, yatırım ve işletme planlamasının temel unsurları arasında yer alacak.



